https://muratuysalyazilar.blogspot.com/sitemap.xml Murat Uysal : öğretmen

Translate

öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2020 Cumartesi

Öğrenme Psikolojileri ve Modelleri Tartışması

Öğrenme Psikolojileri ve Modelleri Yorumu
Davranışcı bir öğretmen Bloom’un Tam Öğrenme Modeli’ni seçmelidir. Bu modelde bütün öğrencilerin öğrenebileceği savunulmaktadır. Öğrenmede güçlük çekenlere yerinde ve uygun şekilde yardım edilir. Öğrenmede güçlük çeken öğrencilere yeterli zaman ve fırsat eşitliği sağlanması bu modelin seçilmesindeki en önemli maddelerden birsidir. Öğrencinin kendisini ispatlaması için gereken süreyi ve fırsatı öğrenciye veremezsek öğrenci tekrar aynı sıkıntıları çekmesi daha yüksektir. Ama bu süreyi ve fırsatı verirsek öğrenci kendisini kanıtlamış ve derse olan ilgisini arttırmış olacaktır.

 Bloom “Öğrenemeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır” demiştir. Bu yargının kabul edilebilir olmasını sağlayan etken ise öğrencilerin sevdikleri öğretmenlerin derslerinde daha çok derse katılım yapmaları ve sınavlarından daha yüksek puan almalarıdır. Öğrencinin öğrenmesinde çevre faktörleri oldukça etkilidir. Bunlardan en önemlileri öğrencinin hazır bulunuşluk durumu, genel yeteneği, öğretmenin kişilik özellikleri, ailenin sosyo-ekonomik durumu gibi etkenler öğrenciyi çok etkilemektedir. Bunların değiştirilmesi pek mümkün olmasada, öğrencinin derse olan ilgisi ve tutumu, inancı ve öğretimin niteliği öğretmenin elindedir. Böylece öğrenme süreci olumlu hale gelmiş ve öğrencilerin öğrenme düzeyi yükselecektir. Tam öğrenme modelinde öğretimi etkilen 3 unsur vardır. bunlar; Öğrenci nitelikleri, Öğretim hizmetinin niteliği ve Öğrenme ürünleridir. Öğrenci nitelikleri, genel olarak öğrencinin temel duyuşsal becerileridir. Okuduğunu anlama, dinleme ve konuşma gibi becerileri gelişmiş öğrenci sonraki öğrenme ünitelerinde daha başarılı olacaktır. Bir diğer öğrenci kaynaklı etken ise öğrencinin derse olan bakışıdır. Öğrenci derste başarılı olacağına olan inancı başarılı olmasıyla bağlantılıdır. 

Bir başka etken öğrencilerin okula olan duygularıdır. Tüm ilişkilerde olduğu gibi okula özel bir ilgisi yok ise verimlilik düşük olmaktadır. Tam öğrenmede İlgi,tutum ve Akademik benlik duyuşsal giriş davranışlarında çok önemlidir. Bloom öğretim hizmetinin niteliğini kontrol edilebilir bir değişken olarak açıklar. Öğrenciye sunulan ipuçları,öğrenicinin öğrenme sürecine katılımı, pekiştirme ve dönütler ile niteliği arttırabilineceğini söyler. Son olarak Öğrenci nitelikler ve öğretim hizmetinin niteliği sonucunda öğrenme ürününün oluştuğunu söyler. Bu teknikler ile bireysel farklılıklar azalır ve öğrencilerin başarı düzeyleri birbirini yakalar. Tam öğrenme modelini uygulayan öğretmen, her öğrencinin kendi hızında ilerlemesine imkan tanır, öğrenciler arasında eşitliği sağlar, öğrenme ürünlerini sürekli değerlendirir, öğrencinin başarı düzeylerini arttırıcı etkinlikler yapar ve öğretimi kontrollü ve planlı şekilde tamamlar. Tam Öğrenme Modeli’ni benimseyen bir öğretmen Workshop tekniğini kesinlikle kullanmalıdır. Çünkü bu teknik ile öğrencilerin takım çalışması ile işbirliğine yatkın olmaları sağlanır. Çözüm yolalrını birlikte bularak farklılıkları avantaj olarak kullanılır.

Bilişselci bir öğretmen Buluş Yoluyla Öğretim Stratejisi’ni benimser: Buluş yoluyla öğretim stratejisi öğrencinin öğreneceği konunun yapısını kendi zihninde kurabilmesi, onda bir çağrışım oluşturabilmesidir. Bu rolden de anlaşılacağı üzere öğrenci merkezli bir yaklaşımdır. Öğrencinin kendi keşfetmesi istenir. Ders tümevarım yöntemiyle tek bir üründen yola çıkarak işlenir. Öğrenci problem ile karşıkarşıy gelir ve problemi çözerek geleceğe yönelik tahmin yaparak buluş yapması istenir. Konunun kavramlarını sınıflaması ve aşamalı şekilde sıralaması gerekmekte yani zihini çok etkin şekilde kullanmaldır.Öğretmen öğreniciyi düzenleme ve yönlendirmeler ile problemi çözmesini sağlar. Bu yaklaşıma göre öğrenciyi güdüleyen 3 şey vardır; Merak,Birlikte çalışma güdüsü ve Başarılı olma güdüsüdür. 

Bu yaklşımda öğretmenin rolü ise öğrencilerin kendi deneyimleri ile öğrenebilecekleri ortamları oluşturmaktır. Öğrenciye rehberlik etmeli, güdülendirmeli ve sürekli süreci değerlendirmelidir. Öğrencilere kazanımları oluşturacak açık uçlu soruları sormalı ve öğrencilerin düşünmesi için süre verilmesi gerekir. Öğretmen anlatımda ve açıklamada bulunmaz, bir yol gösterici olur. Bu sayede öğrenci aktif bir rol alır ve örnekler ve etkinlikler anahtar ve kavram düşünceler etrafında yoğunlaşır. Aktif katılım sağlanır ve bilgi işlem derinlemesine çalışır. Öğrenciler problem çözdükçe haz alacak ve öğretim kaliteli olacaktır. Ayrıca öğrenci hayatı boyunca bu yeteneklerini kullanarak etkili bir vatandaş olacaktır. bu yaklaşıma uygun olarak Sokrat Semineri tekniği aynen kullanılmalıdır. Tekniğin uygulanması ile öğretim modeli birebir aynıdır. Öğretmen yol göstericidir. Öğrenci düşünerek problemi çözmektedir. Ayrıca beyin fırtınası tekniği ve buna benzer problem çözme ve geliştirme tekniklerinin tümü uygulanabilir.



Yapılandırmacı bir öğretmen Probleme Dayalı Öğrenme modelini uygular. Problem bireyin karşılaştığı güçlüktür. John Dewey ise problemi “İnsan zihnini karıştıran, ona meydan okuyan ve inancı belirsizleştiren her şey” olarak tanımlar. Dewey tarafından temellendirilen karmaşık ve gerçek yaşam problemlerinin çözülmesi ve araştırılması etrafında organize edilmiş problem çözme senaryolarıyla gerçekleştirilen öğrenme yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda gerçek durumlardan problemlerin durumları ve senaryolarla öğretmenin rehberliği ve yönetiniyle öğrencilerin problemi keşfedip analiz ederek çözdükleri bireysel ve grup odaklı yaklaşımdır. Öğrencinin tartışabilmesi ve işbirliğine açık olması, sorumluluğu üstlenmesi, iletişimde başarılı olmayı, pratiğe hazır olmayı ve yeni bilgilere açık olması istenir. Bu becerileri gerçekleştirdiği zaman hayatında da başarılı bir birey olacaktır. 

Öğrenme problemlerin gerçek hayattaki kadar karmaşık olmasıyl başlar. Öğretmen yol göstericidir. Öğrenciler sorunların ne olduğunu, nasıl olduğunu ve nasıl çözüleceğini bulmaya çalışır. Öğrenciler bireysel veya grup şeklinde çalışırlar. Konuları öğrenciye aktarmak yerine problemi çözerken onu kazanması beklenir. Gerçek hayatta karşılaşacağı problemler ile karşılaştırılır. Öğrenci üst düzey düşünme becerilerini kullanmalıdır. Ekip bilinci oluşturulur. Süreç ve ürün birlikte önemlidir. Öğrencilerin ulaşmaları beklenen kazanımlar ve kavramlara ne kadar sürede ulaşacağı belirlenir

Küçük çalışma grupları oluşturularak bu kazanımların daha çok pekişmesi sağlanır. Problem çözerken kullanabilecekleri kaynaklar öğrencilere sunulur. Öğrenciler problemlere ilişkin çözüm yolları ve alternatifler çıkarırlar. Süreç boyunca elde edilen veriler grup içinde değerlendirilir ve çözüme karar verilir. Bu yaklaşım ile eğitim temel amacına ulaşmış olacaktır. öğretmen öğrenciyi hayata hazırlamıştır. Yine bu yaklaşımda da grup-takım çalışması teknikleri kullanılabilir. Uygulamaya çok açık olan teknikler bu anlayışa uyarlanarak kullanılabilir.

Okulda İletişim

OKULDA İLETİŞİM

İletişim, karmaşık, simgesel, hem kapsam hem de ilişki boyutu olan etkileşimsel bir süreçtir. Bu süreçte yer alan ögeler; amaç, gönderici, mesaj, kanal, alıcı ve dönüttür. İletişim süreci örgütlerde, insan davranışlarını değiştirmek, örgütte haberleşme ağı kurmak, kişiler ve gruplar arası ilişkileri geliştirmek, otoritenin görevlerini gerçekleştirmek ve etkili bir koordinasyon sağlamak amacıyla kullanılır Kısaca örgütsel iletişim, örgütlerde bilginin bir bireyden diğerinde taşınması olarak tanımlanabilir Örgütsel iletişim, resmi(formal) ve resmi olmayan (informal) iletişim olmak üzere iki şekilde gerçekleşir.

 Resmi iletişimde kendi içinde dikey, yatay, çapraz ve çok yönlü olmak üzere dört şekilde gerçekleşir. Okullar hiyerarşik yapılar olduğu için ast-üst ilişkileri söz konusudur. Eğitim örgütü olarak okullarda genellikle, müdür-öğretmen arasında dikey, öğretmenler arasında ise yatay iletişim görülmektedir
 Örgütsel iletişimin amaçları temel olarak şu şekilde sıralanabilir: 
1- Örgütün çeşitli bölümleri ve yöneticileri, örgütsel yayın organları aracılığı ile tanıtılarak, örgüt üyelerinin örgütsel bilgilerini artırmak 
2- Örgütün faaliyet alanına ilişkin her türlü mevzuatı örgüt üyelerine duyurarak olası hataları önlemek. 
3- Örgütsel bilgi düzeyi yüksek çalışanlar yoluyla, örgütün dış çevresinde tanıtılmasını sağlamak, 
4-Örgütsel tutumların yönlendirilmesinde ve iş görenlerin örgütsel amaçlar doğrultusunda güdülenmelerinde örgütsel iletişim en önemli amaçtır. 

 Okullar, eğitim için örgütlenmiş yapılar olduğu için, örgütsel iletişim için geçerli olan herşey okulda iletişim içinde geçerlidir. Diğer örgütlerle kıyasladığımızda, okulların hem girdisi hem de çıktısı insan olduğu için okul örgütlerinde iletişim önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü eğitim iletişim yolu ile gerçekleşmektedir. Bu nedenle yönetici, öğretmen, öğrenci,veli vs. arasındaki sözlü veya sözsüz tüm eylemler okulda iletişimin kapsamı içine girmektedir Okulda iletişim denilince akla ilk gelen öğretmen-müdür ve öğretmen-öğretmen iletişimi olmaktadır. Okulda öğretmenler arasındaki iletişimi etkileyen üç önemli faktör; okul iklimi, okul kültürü ve okul yapısıdır Okullar, eğitim için örgütlenmiş yapılar olduğu için, örgütsel iletişim için geçerli olan herşey okulda iletişim içinde geçerlidir. Diğer örgütlerle kıyasladığımızda, okulların hem girdisi hem de çıktısı insan olduğu için okul örgütlerinde iletişim önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü eğitim iletişim yolu ile gerçekleşmektedir. Bu nedenle yönetici, öğretmen, öğrenci,veli vs. arasındaki sözlü veya sözsüz tüm eylemler okulda iletişimin kapsamı içine girmektedir Okullarda gerçekleştirilen eğitim-öğretim faaliyetlerinin temelinde iletişim bulunmaktadır.

 En basit haliyle bir dersin işlenebilmesi için öğretmen ile öğrenci arasında iletişim kurulması gerekir. Okulda gerçekleştirilecek bir etkinlik için öğretmen-öğretmen ya da yönetici-öğretmen iletişiminin kuvvetli olması gerekir. Veli toplatısı yapıldığında öğretmenveli ve yönetici-veli etkileşimi gerçekleşir. Okulların herhangi bir ihtiyacını karşılamak için okul-çevre iletişimi kurulması gerekir. Bu nedenle okulda iletişim önemlidir ve iletişimin olmadığı bir okul örgütü düşünülemez Okul içi iletişim Öğretmen-öğretmen etkileşimi ile ilgili ilk boyut meslektaşlığa dayalı öğretmen davranışıdır. Öğretmenler arasında açık ve profesyonel etkileşimleri destekler. Öğretmenler hırslı, kabul edici ve meslektaşlarının profesyonel yeterliliğine saygılıdır. İkincisi, samimi öğretmen davranışıdır. Okul içerisinde güçlü, yakın sosyal destek ağını yansıtır. Öğretmenler birbirlerini çok iyi tanır, yakın arkadaştırlar ve sık sık bir araya gelirler. Sonuncusu ise, ilgisiz öğretmen davranışıdır.

 Anlama ve profesyonel etkinliklere odaklanma eksikliğini yansıtır. Öğretmenler sadece zamanı doldurur. Davranışları olumsuzdur ve meslektaşlarını eleştirirler Öğretmen davranışları açısından ilişkileri incelersek; okul ortamında da eğitim-öğretimin başarılı olabilmesi için öncelikle tüm okul personelinin takım ruhu içerisinde uyumlu çalışması gerekir. Başarıyı sadece yöneticiye veya öğretmene yüklemek yanlıştır. Dolayısıyla öğretmenlerin meslektaşlığa dayalı öğretmen davranışı göstermeleri, birbirilerini kabul etmelerini sağlayarak hem kendileri hem de eğitim-öğretim için gelişimsel bir sürecin başlamasına zemin hazırlar. Çünkü bir öğrencinin başarısı, bir öğretmene değil, birçok öğretmene bağlıdır. Öğrencileri tanıma, yönlendirme, ilgi duyduğu ve duymadığı dersleri belirleme gibi konular başta üzere tüm öğretmenler iş birliği içerisinde olmalıdır. Böylece bir öğretmenin fark etmediği bir durum başka bir öğretmen tarafından tespit edilebilir Müdürlerin davranış boyutları açısından yönetici öğretmen ilişkilerine bakarsak; otoriter müdür davranışları ile öğretmenlerin müdüre bağlılıkları arasında ters orantı vardır. Dolayısıyla resmi yaptırımlarla desteklenen ve kurallara bağlanan formal iletişimin kapsam açısından bazı sınırlılıkları vardır. 


Yöneticiler ve öğretmenlerde dahil olmak üzere astların emirleri sorgusuz kabul ettiği tarafsız bölge belli ölçütlere göre tatmin edici olsa da, çalışanların çaba göstermesini, sorumluluk üstlenmesini ve girişim başlatmasını teşvik etmekte yararsız kalır Bu nedenle okul yöneticilerinin kendi okul çalışanları üzerinde formal iletişimin dar kalıplarının ötesine geçerek etkisini genişletebileceği yöntemler geliştirmeli ve bütün personeli harekete geçirecek roller üstlenmelidir Okulda iletişim kurarken okul yöneticilerinin amacı karşısındaki bireyi veya grubu etkilemektir. İnformal iletişim sürecinde okul yöneticilerinin sahip olması gereken iletişim rollerinden en önemlisi bilgi liderliğidir. Bilgi liderliği, grup üyelerinin düşünce ve davranışlarına informal etkide bulunan, yeni bilgileri yorumlayıp, durumları tanımlayarak diğer bireyleri yönlendiren ve davranışlarını etkileyen kişidir Okul müdürleri, öğretmenlerle iletişimlerinde liderlik güçleri yanında kişiler arası güç türlerini de kullanmalıdır. Bunlardan ilki ödül gücüdür. Ödül gücü , okul yöneticisinin istenen davranışı sağlayabilmek için ödül ile öğretmenlerin davranılarını etkilemesidir. Örneğin, öğretmenleri yapmayı sevmedikleri evrak işlerinden kurtaran okul müdürü, okulda öğretmenlere karşı ödül gücünü kullanmaktadır. Öğretmenler de, ödül beklentisi ile müdürün isteklerini yerine getirmektedir. Müdürler, izin vererek, en iyi sınıfı ayırarak ve destekleyerek öğretmenler için cazip olacak kaynakları kontrol etmekte ve ödül amaçlı kullanabilmektedirler.


 Okul müdürlerinin kullandığı kişisel güçlerden ikincisi zorlayıcı güçtür. Zorlayıcı güç, okul müdürünün istenmeyen davranıştan dolayı ceza ile astlarını etkilemesidir. Ceza, kınama, ek görevler vb. çeşitli şekillerde ceza verilebilir. Fakat cezanın olumsuz sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Öğretmende, görevine ve öğrencilerine karşı kayıtsızlık görülmesi cezanın olası bir sonucudur. Bir diğer güç, yasal güçtür. Yasal güç okul müdürünün makamını kullanarak öğretmenleri etkilemesidir. Her eğitim-öğretim dönemi sonunda öğretmenlerin notlarını eksiksiz ve zamanında teslim etmelerini vurgulayan bir okul müdürü öğretmenler üzerinde yasal gücünü kullandığını göstermektedir 
 Yöneticiler: 
1-Beklentilerini öğretmene net bir şekilde aktarılmalıdır.
 2-Okul politikası ve yönetim anlayışı konusunda öğretmene bilgi verilmelidir.
 3-Okulda üstleneceği sorumluluklar ve konular konusunda öğretmen aydınlatılmalıdır.
 4-Yönetici, öğretmene kendisi ve diğer yöneticilerin kişilik özelliklerini açıklamalıdır.
 5-Okulda yapılacak değişimler konusunda öğretmenleri ve tüm okul personelini aydınlatmalı ve teşvik etmelidir Okul müdürüleri, öğretmenler birlikte çalışabilir, düşünüp, üretebilir, uygulama sonuçlarını değerlendirir görüşünü benimserse takım halinde çalışma anlayışı ortaya çıkar.

 Öğretmen-Öğrenci İletişim Sınıf içinde en yoğun iletişim öğretmen ve öğrenci arasında gerçekleşir. Öğretim sürecinin en önemli iki öğesi. Bu ilişkide öğretmen belirleyicidir. Öğretmenlerin tutum ve davranışları, öğrenciye değer veren, dürüst davranan ve onlarla empati kurabilen özellikler taşıması çok önemlidir. Öğretmen-Öğrenci Etkili iletişimi için 
Öğretmen
 1. Empati 
2. Saydamlık 
3. Eşitlik 
4. Etkililik 
5. Yeterlilik özellikleri olmalıdır 

Öğretmenin kendini üstün görmesi, otoriter davranması, öğrencilerini önemsememesi, işbirliğine ve yardıma açık olmaması, kişilik çatışmaları, farklılıkları farklı yorumlaması gibi diğer değişkenlerde öğrencilerle olan iletişimsizliğin sebepleri arasındadır. Okulun varlık nedeni ve amaçlarını gerçekleştirmek için öğrencilerle iletişim hayati önem taşır. Her bir öğrencinin kedisini tanıma, ifade etme sürecine katkı sağlayan okul, temel olarak her bir öğrencinin potansiyelini keşfetmesi sürecine de, iletişim aracılığı ile katkı sağlamaktadır. Öğretmenin öğrencilere karşı tutumu iletişim sürecinde belirleyici olmaktadır. Bir başka ifade ile öğretmen öğrencilerle iletişimde; görünümüne, duruşuna, tutum ve tavırlarına dikkat etmesi gerekiyor. Birçok öğrenci öğretmenin hal ve tavrından etkilenmekte ve söz konusu bu hal ve tavırlar öğrencilerle ile iletişimin başlaması ve sürdürülmesinde belirleyici olmaktadır. Öğretmenin öğrencilerle iletişimde göz teması, yüz ifadesi, öğrenci mesafesi ve ses tonu önemli değişkenlerdendir. 

Karşılıklı dostluk, güven, saygı ne nezaketin olduğu iletişim ortamlarında anlamın ortak hale getirilmesi daha kolay olmaktadır. O bakımdan öğrenciler üzerinde kontrol kurma onları hizaya sokma ve haddini bildirme yerine onları cesaretlendirme, yüreklendirme ve yönlendirme daha etkili olmaktadır. Öğrenciler, nasihat alma yerine cesaretlendirme ve destek olmaya ihtiyaç duyarlar ve yetişkinlerden bu beklenti içine girerler. Bu insani niteliğe sahip öğretmen ve yöneticilerin hatta anne babaların çocuklarla daha rahat iletişim kurdukları bir gerçektir. Karşılıklı dostluk, güven, saygı ne nezaketin olduğu iletişim ortamlarında anlamın ortak hale getirilmesi daha kolay olmaktadır.

 Öğrencilerle konuşurken ses tonumuza dikkat etmek, konuşurken sakin olmak her türlü sorunun çözüleceğine dair inancımızı onlara hissettirmek gerekiyor. İletişimin geçtiği ortam, konunun önemi ve hassasiyeti, konuşmanın öğrenci yaşantı ve deneyimlerle ilişkilendirilmesi, söz konusu diyalog veya iletişimin öğrenciye getireceği yararın paylaşılması diğer dikkat edilmesi gereken noktalardır. Sınıf yönetimi Sınıfın yönetilmesi ve ortamın oluşturulması konusunda öğretmen sınıfta nasıl davranılacağını göstermeli, farkındalığı sağlamalıdır. Sınıf ortamında; özendirici ortam, düşünmeyi sağlayıcı geniş açık sorular sorma’, cevapları sabırla bekleyip kesmemeli, tarafsız olmalı, öğrenci fikir ve düşüncelerini önemsemeli, acele etmeden planlı hareket etmelidir. Öğretmen işlediği konuyu sürekli sorularla desteklemeli, dersleri soru cevaplı, öğrencilere sık cevap hakkı vererek işlemelidir. Öğrencilerdeki potansiyelin öğretmence keşfi, onlarla arkadaşça ilişki kurmasının bir sonucudur. Yapılan araştırmalarda, öğrencilerle ilgilenen iyi diyalog kuran, problemlerine ortak olan, dostça davranan öğretmenler aranan, beğenilen öğretmen tipini oluşturmaktadır. 

Hoşgörülü olma, öğrencileri anlama, değer verme öğrencilerce tercih edilen öğretmen davranışlarıdır. Bunun için öğretmen etkili bir iletişim sistemi kurmalı, öğrencilere sevgi duymalı ve bunu onlara hissettirmelidir Sınıfta yeter sayıda öğrenci olması, öğretmene ek zaman kullanma, az kaynakla yetinebilme, öğrencilere daha çok zaman ayırma, gelişmelerin’ yakından izleme, etkili öğretme, etkin öğrenmeyi kolaylaştırma fırsatı verir. Bu sınıflarda öğrencinin dikkati ve isteği artar, istenmeyen davranışlar azalır, sınıf etkinliklerine katılım artar. Ayrıca öğretmenin, moral’, tutumu ve doyumu açısından sınıf kalabalıklığı önemli bulunmuştur. İyi bir sınıf yönetimi, öğrencileri eğitim-öğretim amaçlarına odaklanmış ve bu amaçtan uzaklaşmadan en iyi ve etkili bir şekilde bir sınıfın planlanmış eğitim ve öğretim faaliyetlerinin sürdürülmesi olarak açıklanabilir. Sınıf yönetimine ilişkin özellikler; sınıf iklimi, etkileşim düzeni, iyi ilişkiler, öğrenci katılımı, örgütleme ve davranış düzeni olarak sıralanabilir. 

Sınıf yönetimi; sınıf yaşamının bir orkestra gibi yönetilerek, içinde öğrenmenin gerçekleştirildiği bir ortamın oluşturulması için gerekli olanak ve süreçlerin, öğrenme düzeninin, atmosferinin, kurallarının sağlanması ve sürdürülmesidir. Çalık’a göre çağdaş eğitim ve öğretim ilkelerine göre görev yapan öğretmen sadece dersin sunumunu ve sınavlarını yapıp not veren kişi değildir. Aynı zamanda bir organizatör, bir izleyici, rehber, öğrenmeyi takip eden, öğrencilerin önceden hazırlanmış eğitim hedeflerine ulaşmalarına yardım edip onların bu hedefleri davranışa dönüştürmüş bireyler olarak yetişmelerini sağlar. 

Etkili bir sınıf yönetiminin gerçekleştirilmesinde birbiriyle ilişkili birçok unsur vardır.
Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Murat Uysal ━ Sosyal Bilgiler Eğitimi